Atatürk'ün Hastalığı ve Bir Anısı; "Gönlü Kalmasın"

Sezen

Uzman Üye
Kullanıcı
Katılım
20 Ocak 2015
Mesajlar
615
Selim Aru anlatıyor:
27 Ekim. Nöbetçiyim. Saraya öğleden sonra Hasan Rıza Bey geldi,
-"Hatay'dan bir haber var mı soruver" dedi. Biliyorsunuz Hatay'ı gayet yakından takip ediyor, o haliyle.
-"Hayır, bir şey yok henüz efendim" dedi...
Akşam Atatürk'ün odasının kapısı açık. Celal Bey ayakta, Atatürk şezlonga uzanmış, yanındaki koltukta Salih Bozok oturuyor. Ben içeriye girdim, denizin üstünde bir vaveyla (çığlık) koptu. Atatürk birden irkildi ve pencereye doğru gitmek istedi. Salih Bey ve Celal Bey koluna girdiler, pencereye götürdüler. Kuleli talebeleri, bütün mektep, bir vapur tutmuşlar, Atatürk'ün Cumhuriyet Bayramını kutlamaya gelmişler. Atatürk eliyle camı sildi, sonra yaklaşarak ince sesi ile,
-"Sen ne büyük milletsin" dedi.
Tekrar şezlonga getirdiler, oturdular... Celal Bey'le çıkıyoruz, seslendi.
-"Celal Bey, geçen defa Mim Kemal Bey suyu alırken benim canım yandı, ne yapsak acaba?" dedi. Celal Bey de,
-"İzin verirseniz bu defa Mehmet Kamil Bey alsın " dedi.
-"Ya, öylemi yapalım, iyi olur" dedi. Çıkıyoruz, kapıdan yine seslendi:
-"Vazgeç, yine Mim Kemal Bey alsın, gönlü kalmasın."
Kendi canının acıması pahasına başkasının kalbini acıtmamak endişesi.
Kaynak: Atatürk'le Yaşadıklarını Anlattılar, Nazmi Kal, Bilgi Yayınevi, Kasım 2001. ISBN: 975-494-949-2, Sayfa: 21-22

 
Üst Alt